“Sonra” dedi adam; iki dudağının arasında iyice sıkıştırmıştı sigarasını. Külünü dökemeyecekti, çekemiyordu yarım yamalak nefesini ve geriye kalanla birkaç kelam etmeye çalışıyordu: “Sonra dört kez kontrol ettim kapatmış mıyım evin kapısını diye. Hırsız falan girer diye korktum ama kendime de laf anlatamıyorum. İşe yetişecekmişsin, bir sürü şey var da, kapı kapandı mı kapanmadı mı derken ruhum yoruldu.” Külün dökülüşüyle birlikte sanki hayıflanma ve haykırış iç içe geçti. “Eve girer girmez ceketimi çıkarıp poşete koymazsam içim rahat etmiyor. Biter desem de bitmiyor. Geçer desem de geçmiyor. Düşmanın olsa savaşır, saklanırdın ama düşmanın sensin.”
Yolda gördüğünüz her 100 kişiden 6-7’si bu adamın dertleriyle dertleniyor. Belki tanıdığınız biri, belki ayna karşısında her gün gördüğünüz kişi. Bahsettiğim şey Obsesif Kompulsif Bozukluk yani OKB. İlk bakışta “yapma” denilecek kadar basit gözükebilir ama kişi için zihnine giren takıntı düşünceler yani obsesyonlar ve bu düşüncelere karşı yapılan zorlayıcı davranışlar yani kompulsiyonlar muazzam bir ızdırap verir.
OKB genellikle ergenlik ya da genç erişkinlik döneminde başlayabilir. Kişi kendi davranışlarının mantıksız olduğunu fark edebilir ama yine de kontrol edemez. En sık görülen temalar kirlilik ve bulaşma takıntıları, emin olamama ve kontrol etme ihtiyacı, dini ya da cinsel içerikli takıntılar ve saldırganlık düşünceleridir. Daha nadir olarak sayı sayma gibi obsesyonlar da vardır. Genetik yatkınlık rol oynayabilir; ayrıca çocukluk travmaları, ihmal ya da izolasyon gibi yaşantılar zemin hazırlayabilir. İlginç bir bulgu olarak çocuklukta sık geçirilen enfeksiyonların da yatkınlığı artırdığı düşünülmüştür.
Tedavi çoğunlukla ilaç tedavisi ile psikoterapinin birlikte kullanılmasını gerektirir. Tek başına uygulanan yöntemlerin yanıt oranı daha düşük olabilir ve nüks riski daha yüksek olabilir. Yeni nesil antidepresanlar ilaç tedavisinde sık tercih edilirken psikoterapide Bilişsel Davranışçı Terapi öne çıkar. Ayrıca Metakognitif Yaklaşımlar ve EMDR bazı vakalarda yarar sağlar. İlaca ve terapiye yanıt alınamayan, dirençli olgularda TMS gibi nöromodülasyon teknikleri düşünülebilir. Elbette tedavi planı bireysel olarak bir uzman tarafından belirlenmelidir.
“Her derdin bir devası varmış meğer. Ölene dek içindeki senle bitmez savaşın; içindeki seni dışarı alıp onunla helalleşmezsen eğer.” Eğer sen de “ya hep kontrol etmeliyim” diyorsan ya da tanıdığın birinin böyle yaşadığını düşünüyorsan yardım istemek küçültücü değil güçlü bir adım. Zihinsel sağlık önemlidir ve destek almak hak ettiğin bir bakımdır.