Beynimiz Neden Duygusal Olarak İstifa Etti?

Bilimsel veriler çarpıcı: 2010 yılında tüm dünyada üretilen veri miktarı sadece 2 zettabayttı. 2024’te 147’ye, 2025 yılında ise tam 181 zettabayta ulaştı. Bu rakamlar, insanlık tarihinin daha önce hiç karşılaşmadığı bir veri hücumuna işaret ediyor. Ancak bu durumun çok daha derin, psikolojik bir bedeli var: Duygusal duyarsızlaşma.

Beynin Savunma Mekanizması: Duyarsızlaşma Fiziksel bir acı hissettiğinizde, beyin bir süre sonra o acıyı arka plana atar ve hissetmemeye başlar. Bu bir hayatta kalma mekanizmasıdır. Bugün aynı mekanizma duygularımız için devrede. Her gün ekranlarımızdan akan “ŞOK” haberler, trajediler ve skandallar artık bizi şoke etmiyor. Çünkü beynimiz, bu devasa duygusal yükü taşıyamayacağını anladığı an “yok sayma” moduna geçiyor.

Çayımızı Bitirene Kadar Geçen Yaslar Hatırlayın; maskesiz dolaşamadığımız günleri, el sıkışmanın korkusunu ne çabuk unuttuk? Narin cinayeti, Yenidoğan çetesi, sahte diplomalar… Gazze’deki dram veya şehit haberleri… Hepsi üzerine bir tweet atana, bir video izleyene kadar sürüyor. Bir sonraki kaydırmada karşımıza çıkan eğlenceli bir video, az önceki kederimizi saniyeler içinde siliyor.

Bilgiliyiz Ama İlgisiziz Günün sonunda geldiğimiz nokta şudur: Her şeyden haberimiz var ama hiçbir şeyle gerçekten ilgili değiliz. Bilginin hızı, gönlümüzün katlanma kapasitesini aştı. “İlgisizce bilgileniyoruz” çünkü o kadar çok şey biliyoruz ki, herhangi birine gerçek anlamda üzülmeye veya tepki vermeye ne vaktimiz ne de ruhsal enerjimiz yetiyor. Beynimiz hayatta kalıyor ama vicdanımız bu hızda yoruluyor.

Önceki yazı
Sonraki yazı

Psikiyatri sadece tedavi değil, anlayışın başladığı bir yerdir.

© 2025 | Tüm hakları saklıdır.
Web tasarımı SosyalSam tarafından hazırlanmıştır.

Hızlı Linkler

İletişim

Hançerli, Fatih Sultan Mehmet Cd. No:155, 55020 İlkadım/Samsun

info@drcevik.com