İnsan zihninin en önemli yeteneklerinden biri olan şüphe, aslında ilerlemenin temelidir. “Neden?” ve “Nasıl?” gibi sorularla gelişen şüpheci bakış açısı, bilimin ve kişisel gelişimin olmazsa olmazıdır; insanı insan yapan bilişsel kapasiteyle doğru orantılıdır.
Fakat her iyi şeyin bir sınırı olduğu gibi, şüphenin de bir sınırı vardır. Latin atasözü “Naturaest Libra” (Doğa dengedir) kuralı gereği, şüphenin acısı fazla kaçtığında, yerini paranoyaya bırakır.
Şüphe Merak, Paranoya Acıdır
Sağlıklı şüphe, merak ve farkındalık içerir; bu durum kontrol edilebilir. Ancak paranoya, insana büyük bir acı verir. Paranoyak düşüncelerde farkındalık nadiren bulunur. Zihin, bir konuda inatla ve kişiyi bunaltacak şekilde bir kanaate varmıştır.
Bu kanaatler genellikle şöyledir: Ya birileri peşinizdedir, ya sizi zehirlemek isteyenler vardır veyahut iş yerinizde kötülüğünüzü isteyenler sizi yok etme planları yapıyordur. Bu düşüncelerin en kafa karıştırıcı yanı, en güvendiğiniz, en sevdiğiniz insanların bile bu durumun gerçek olmadığını söylemesine rağmen zihnin tam aksini savunmasıdır.
Ne Zaman Yardım Gerekir?
Eğer zihniniz bu bunaltıcı kanaatlerden vazgeçmiyorsa ve en güvendiğiniz insanlar bu düşüncelerin içinde olmadığını veya sizin yanıldığınızı düşünüyorlarsa, bu karmaşıklıkla tek başınıza mücadele etmek zorunda değilsiniz. Bu durumun altında yatan nedeni bulmak ve zihinsel acıyı dindirmek için bir psikiyatriste başvurmak en doğru ve en sağlıklı karardır. Yardım almak, bu karmaşıklığı beraberce çözmenin ilk adımıdır.